Kitap hakkında
Sabaha yakındı. Gözümden akan yaşlar mendilimi ıslatmıştı. İşte tam bu sıra yanıma gelen Şakir, göğsüme uzanıp kalbini kalbime vererek başını kaldırıp gözlerime baktı. Gözlerimi görünce o boncuk gözleriyle anlatmaya başladı: “Ben senin dert ortağınım baba. Kalbin çok hızlı çarpıyor, ne olur çok üzülme. Biliyorum, derdin büyük, acın fazla; yaran derin, sıkıntın çok. Derdini açacak, sıkıntını paylaşacak kimsen de yok. Evet evet, bilirim, bir insanın anası babası, kardeşi, akrabası ve arkadaşı olsa da elbette ki onun bir gün hiç kimseye açamayacağı, bir derdi, bir sıkıntısı, olacaktır. İşte şu insanların hepsi, bu tür dertler görmüş, sıkıntılar yaşamış, acılar çekmiştir. Onun için bütün insanlar değerlidir. Sen de değerlisin baba. Seni ve senin gibi bütün insanları seviyorum baba. Sen yalnız değilsin canım babacığım. Unutma ki herkesin bu âlemde saklı bir derdi vardır. Sen de herkes gibisin. Ben seni çok seviyorum, ne olur ağlama baba!” Misafir odasından çıkıp oturma odasına geçtim. Gökyüzünde dolunay vardı. Karşı yamaçların tepesinde bulunan “Son Kurşun Anıtı”, şehitlerin başında nöbet tutuyordu. Karanlık gecelerin ne ölürken acı çekenleri ne de yaşarken acı çekenleri yalnız değildi.