Kitap hakkında
Munzur’un serin suları nasıl vadiden vadiye aktıkça yüreklere dokunursa, Sezai Aldemir’in satırları da öylece akıyor sayfalardan. Bir köy evinin tandırında pişen ekmeğin kokusu, Fırat kıyısında türküler söyleyen genç kızların ellerindeki kına izleri, kışın ayazında üşüyen parmak uçları… Hepsi birer anı değil, Anadolu’nun derinliklerinden süzülen bir yaşamın ta kendisi. Yazar, bu topraklara sinen duyguları öyle bir işliyor ki, sanki her sözcük bir türkü kadar içten, her cümle bir nehir kadar coşkulu. Yağmurun sesinde, rüzgârın uğultusunda, bir annenin bekleyişinde gizli kalan bu tatları, Aldemir’in kaleminden okumak, unutulmuş bir lezzeti yeniden bulmak gibi. Duyguların sel olup aktığı, hayatın ise bir avuç toprak kadar sade ve derin olduğu bu öykülerde, Munzur’un hüzünlü akışıyla Fırat’ın coşkusu birleşiyor. Her satır, bu topraklara ait bir nefes gibi.