Kitap hakkında
Norveçli ressam Edvard Munch, yaşamının erken yıllarında peşini bırakmayan kayıplarla tanıştı: önce annesi, ardından en sevdiği ablası. Bu acılar, zayıf bedeninin de etkisiyle, ölümün gölgesinde büyümesine neden oldu. Babasının katı disiplini ve dindar tavırları, içindeki karanlığı dağıtmak yerine daha da derinleştirdi. Resim ise ona bir sığınak oldu; belki de korkularıyla yüzleşmenin, onları anlamlandırmanın bir yolu.
Çığlık tablosuyla adeta bir ikon haline gelen Munch, doğanın boğucu sessizliğinde kaybolan insanın çaresizliğini, dehşetini ve bunaltısını öylesine güçlü bir dille aktardı ki, bu duyguyu onun kadar etkileyici biçimde ifade eden bir eser daha ortaya çıkmadı. Yalnızlık, umutsuzluk ve çıkışsızlık hislerini tuvale dökerken, dışavurumculuğun sınırlarını zorladı. Hem teknik hem de duygusal derinliğiyle sanat tarihine damgasını vurdu.
Çok yönlü bir kişilikti: entelektüel bir zihin, tutkulu bir.
Çığlık tablosuyla adeta bir ikon haline gelen Munch, doğanın boğucu sessizliğinde kaybolan insanın çaresizliğini, dehşetini ve bunaltısını öylesine güçlü bir dille aktardı ki, bu duyguyu onun kadar etkileyici biçimde ifade eden bir eser daha ortaya çıkmadı. Yalnızlık, umutsuzluk ve çıkışsızlık hislerini tuvale dökerken, dışavurumculuğun sınırlarını zorladı. Hem teknik hem de duygusal derinliğiyle sanat tarihine damgasını vurdu.
Çok yönlü bir kişilikti: entelektüel bir zihin, tutkulu bir.