Kitap hakkında
Gölgelerin ve yıldızların hüküm sürdüğü Sandıklı Şehir’de, bir prensesin kalbi iki ateş arasında kalmıştı. Veliaht prensle olan nişanlılığı, krallığın geleceğini belirleyecek bir söz olarak sunulmuştu ona; ama yüreği, melez prensin karanlık çekimine kapılmıştı. Her bakışı, her fısıltısı, sadakat yeminlerini sorgulatıyordu. Onu düşünmek bile ihanetti, elleri ona dokunmak için yanıp tutuşsa da. Rüyalarında bile krallığa ihanet ediyordu sanki.
Ta ki düşman saldırısı kapıya dayanıncaya dek. Artık seçim yapma zamanı gelmişti: Ya tahtına sırt çevirecek, ya da kendi kalbinin sesini boğacaktı. Yalanlar, aldatmacalar ve gölgeler arasında sıkışıp kalan kaderi, hangi yöne savrulacaktı? Krallığın mı, yoksa aşkının mı peşinden gidecekti? Karar anı yaklaştıkça, gölgelerin arasında kaybolan gerçekler daha da belirginleşiyordu.
Ta ki düşman saldırısı kapıya dayanıncaya dek. Artık seçim yapma zamanı gelmişti: Ya tahtına sırt çevirecek, ya da kendi kalbinin sesini boğacaktı. Yalanlar, aldatmacalar ve gölgeler arasında sıkışıp kalan kaderi, hangi yöne savrulacaktı? Krallığın mı, yoksa aşkının mı peşinden gidecekti? Karar anı yaklaştıkça, gölgelerin arasında kaybolan gerçekler daha da belirginleşiyordu.