Kitap hakkında
Gözlerinde kaybolup giden bir adamın hikâyesi bu; dağlar kadar yüksek duvarların ardına gizlenmeye çalışsa da, o bakışlar her seferinde onu buluyor. Ne kadar suskun kalırsa kalsın, ne kadar uzaklaşırsa uzaklaşsın, o gözler hep orada, sessizce konuşuyor sanki. Derinlere dalan bakışlar, yüreğine saplanıyor ve orada, bir daha çıkamayacakmış gibi kalıyor. Duygular arasında savruluyor, kendini kaybediyor; sanki her şey o gözlerin söylediği bir sırdan ibaret.
Nereye giderse gitsin, peşini bırakmıyor bu bakışlar. Anlam yüklü, derin, yakıcı... İçindeki ateşi körüklüyor, yüreğini kavuruyor. Sürüklüyor adamı bilmediği yerlere, sorgulatmıyor bile; sadece alıyor, götürüyor. Aşk mı bu, yoksa sevda mı? Belki de ikisi birden, belki de hiçbiri. Ama o gözler, hep bir şeyler fısıldıyor sanki... Ve o, dinlemekten başka bir şey yapamıyor.
Nereye giderse gitsin, peşini bırakmıyor bu bakışlar. Anlam yüklü, derin, yakıcı... İçindeki ateşi körüklüyor, yüreğini kavuruyor. Sürüklüyor adamı bilmediği yerlere, sorgulatmıyor bile; sadece alıyor, götürüyor. Aşk mı bu, yoksa sevda mı? Belki de ikisi birden, belki de hiçbiri. Ama o gözler, hep bir şeyler fısıldıyor sanki... Ve o, dinlemekten başka bir şey yapamıyor.