Kitap hakkında
Çukurova’nın kavurucu güneşi altında uzanan pamuk tarlaları, mısır denizleri ve ay çiçekleriyle bezenmiş ovaları, insanı içine çeken bir görkeme sahiptir. Toprağın bağrından fışkıran hayat, ufka kadar uzanır; gözler bu enginlikte kaybolur. Tarlalarda ter döken ırgatlar, poşulu kadınlar, kavruk yüzlü çocuklar ve yılların yükünü taşıyan yaşlılar… Hepsi, bu bereketli toprakların sessiz tanıklarıdır. Gurbetin acısı, hasretin burukluğu, anaların al yazmalarında gizlidir. Çocuk yaşta emeğe koşan Elifler, nasırlı elleriyle Mehmetler, Çukurova’nın kaderine savrulmuşlardır.
Mert Polat’ın öyküleri, köyden kente göçün yarattığı sancıları, gelenekle modernliğin çatışmasını derin bir duyarlılıkla işler. İnsanların iç hesaplaşmalarını, kaybolan değerleri ve umutlarını, yalın ama etkileyici bir dille anlatır. Her satırda hissedilen gerçeklik, okuyucuyu bu toprakların ruhuna ortak eder. Sözcükler, bir bozlak gibi.
Mert Polat’ın öyküleri, köyden kente göçün yarattığı sancıları, gelenekle modernliğin çatışmasını derin bir duyarlılıkla işler. İnsanların iç hesaplaşmalarını, kaybolan değerleri ve umutlarını, yalın ama etkileyici bir dille anlatır. Her satırda hissedilen gerçeklik, okuyucuyu bu toprakların ruhuna ortak eder. Sözcükler, bir bozlak gibi.