Kitap hakkında
İstanbul’un sisli bir sonbahar gününde, yıllar sonra eski sevgilisinin düğününe katılmak için Viyana’dan dönen genç bir adamın on günlük yolculuğu, geçmişle bugün arasında sıkışmış bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Beş arkadaşın hayatını altüst eden sırlar, zamanın yıprattığı anılar ve bir türlü tamamlanamayan doktora tezi, şimdiki zamanın dikiş tutmayan parçaları gibi etrafında uçuşuyor. Geçmiş, uzaklarda pırıl pırıl bir masal gibi parıldarken, gelecek ise belirsizliğin gri tonlarına gömülmüş; kahramanlar bile umursamaz bir kayıtsızlıkla savruluyor.
Devrim Alkış, zamanın ruhunu keskin bir gözlemle didiklerken, insanın kendi hikâyesini kaybetme sancısını cesur bir dille anlatıyor. Tarihin sona erdiği, değerlerin sallantıda olduğu bir dünyada, geçmişi iyimser bir efsaneye dönüştürme çabasındaki insanın portresini çiziyor. Gülümseyen yüzlerin ardındaki boşlukları, umudun kırık parçalarını ve "artık işe yaramayan".
Devrim Alkış, zamanın ruhunu keskin bir gözlemle didiklerken, insanın kendi hikâyesini kaybetme sancısını cesur bir dille anlatıyor. Tarihin sona erdiği, değerlerin sallantıda olduğu bir dünyada, geçmişi iyimser bir efsaneye dönüştürme çabasındaki insanın portresini çiziyor. Gülümseyen yüzlerin ardındaki boşlukları, umudun kırık parçalarını ve "artık işe yaramayan".