Kitap hakkında
1990'lı yılların başında, İslam dünyası adeta bir dirilişin eşiğindeydi. Müslümanların yüreklerinde, kutsal bir sorumluluk duygusu filizlenmiş; Afganistan'dan Çeçenistan'a, Bosna'dan Keşmir'e kadar uzanan coğrafyalarda özgürlük ve inanç mücadeleleri alevlenmişti. Her bir çatışma alanı, sadece toprak savunması değil, aynı zamanda bir iman sınavı olarak görülüyordu. Devletlerin sessiz kaldığı yerlerde, halklar seferber oluyor; dualar, bağışlar ve bizzat cepheye koşan gönüllülerle bu kutsal davaya omuz veriliyordu. Cihad, artık sadece bir görev değil, yüreklerdeki coşkuyla dolup taşan bir arzuya dönüşmüştü. Ebu Hureyre'nin hadisi, bu ruhu besliyordu: Cihadı özlemeden, ona katılmadan ölenler, nifakın gölgesinde kalmış sayılırdı. Umut Yazıcı, *Sevda Yarları*'nda bu ateşli dönemin izlerini sürüyor; inancın, fedakârlığın ve umudun nasıl bir araya geldiğini, sade bir dille anlatıyor.