Kitap hakkında
Türkiye’de komünizmi "yabancı bir ideoloji" diye yaftalayanlar, Nâzım Hikmet’i de bu suçlamanın gölgesinde yargılamaktan geri durmaz. Kimileri onu vatansever bir şair olarak kutsarken, kimileri köksüz bir "dış mihrak" olarak karalar; her iki taraf da aslında aynı önyargının tuzağına düşer. Sermaye düzeninin sözcüleri, Marksizmi, sosyalizmi hatta her türlü ilerici düşünceyi "yerli" olmamakla suçlar, gençlik hevesi ya da Batı özentisi diye küçümser. Oysa Nâzım’ın inadında, bu demagojiye karşı dik duruşunda yatan, tam da bu sahte milliyetçiliğin maskesini düşürme azmidir. Hem sözleriyle hem de yaşamıyla, "kökü dışarıda" yalanını çürütmüş, gerçek yurtseverliğin ezilenin yanında olmaktan geçtiğini göstermiştir. Bu kitap, onun direnişinin izinde, komünizmi bir "ithal malı" değil, insanca yaşamanın evrensel dili olarak yeniden hatırlatıyor.