Kitap hakkında
Âdem’in elinden düşürmediği o meyve, aslında hiç de umduğu gibi değildi. Günah, sahibini değiştirmiyordu; sadece elden ele geçerken biçimini bozuyordu. Dalından koparılan her şey, başkasına sunulduğunda anlamını yitiriyor, içindeki zehir ise daha da derinleşiyordu. Aşk, haram addedilen yerde bile kendine yol buluyor, ama bu yolculukta kaybedilenler, geri dönüşü olmayan izler bırakıyordu. Sözcükler, tıpkı o meyve gibi, bir kez tadıldığında artık eski haline dönmüyordu. Carame La’nın satırlarında, günahın ve aşkın kesiştiği bu ince çizgide, insanın kendi kendine kurduğu tuzaklar yankılanıyor. Yüz sayfalık bu kısa ama yoğun metin, okuru düşündürmekten çok, içine çekerek sorgulatıyor: Belki de asıl uyan, şeytan değil, bizdik.