Kitap hakkında
Çocukluğunun tozlu sokaklarında kaybolan topukların, dizlerine sürtünen yaralar kadar gerçek. O eski mahalle şarkıları, kulaklarında yankılanıp duran nakaratlar gibi, geçmişin acı tadıyla karışır. Zamanın unuttuğu sahneler, bozuk bir plak misali dönüp durur zihninde; her tekrar, yeni bir çiziğin izini bırakır. Babaannenin sandığından sızan naftalin kokusu, soluk renkli fotoğrafların ardında saklı hikâyeleri ele verir. Leblebi tozunun, pamuk şekerin, eriyen buzların tadını yıllar sonra anlarsın; o anlar, kaybettiğin her şeyle birlikte seni bulur. Yaşayamadıkların, göremediklerin, duyamadıkların peşinde "Keşke o günlere yetişseydim" diye iç geçirirsin. Çünkü samimiyet, artık eskimiş bir para gibi tedavülden kalkalı çok oldu.