Kitap hakkında
Tahsin Şimşek, şiirin dilini yeniden keşfe çıkıyor bu kitabında; ama bu kez yolu köy meydanlarından, kahvehanelerin sıcak sohbetlerinden ve Karacasu’nun tozlu yollarından geçiyor. Cemal Süreya’nın "yaşama sevinciyle etekleri zil çalan" Türkçesini andıran bir samimiyetle, Işıklar’ın ve yıllarca öğretmenlik yaptığı topraklardan derlediği sözcükler, deyimler ve hatta sövgülerle karşımıza dikiliyor. Üstelik 1261 tane "dikinesöz" –yazarın inatla aforizma değil, böyle demesi tesadüf değil– ile şiirin kapısını aralıyor. Mizahın keskinliği, dilin çarpıcılığı ve düşüncenin derinliği bir arada.
Şimşek, Sabahattin Kudret Aksal’ın "Bir ilk çağ ozanı şiirini okusun" çağrısına kulak veriyor; ama bunu yaparken günümüzün karmaşık, hızlı ve bazen anlamsızlaşan dünyasında kaybolan sözcüklerin peşine düşüyor. Dili sıvamakla, şiiri inşa etmek arasında dağlar kadar fark olduğunu hatırlatıyor. Çünkü sözcükler, tıpkı kır.
Şimşek, Sabahattin Kudret Aksal’ın "Bir ilk çağ ozanı şiirini okusun" çağrısına kulak veriyor; ama bunu yaparken günümüzün karmaşık, hızlı ve bazen anlamsızlaşan dünyasında kaybolan sözcüklerin peşine düşüyor. Dili sıvamakla, şiiri inşa etmek arasında dağlar kadar fark olduğunu hatırlatıyor. Çünkü sözcükler, tıpkı kır.