Kitap hakkında
Mîna, günlerini hep kendi başına geçiren bir kadın. Sabah kahvesini kendi pişirir, yemeğini kendi yapar, çiçeklerini kendi sular. Her akşamüstü yürüyüşe çıkar, fırından taze ekmek alır, balkonundaki kamelyanın altında oturup yaralı şehrin gökyüzünü izler. Oysa bu şehir, başka bir yüzüyle kanlı bir kabusa dönüşmüştür. Sokaklarında çocuklar kurşunların altında yere düşer, kadınlar çığlıklarını boğazlarında saklar, yetimler annelerine sığınır. Tarihi surlar ve Çarling Minaresi, mermilerle delik deşik olmuş, sokak taşları gençlerin kanıyla ıslanmıştır. Kaçış yollarında umutsuzca koşan gençler, uzak ülkelere sığınma hayalleri kurarken, evleri, tarlaları ellerinden alınır. Her gün onlarca genç, kuşların bile kaçamadığı kafeslere tıkılır, özgürlükleri ellerinden çekilip alınır. Mîna’nın dingin dünyasıyla bu acımasız gerçeklik, aynı şehirde yan yana yaşar.