Kitap hakkında
Kaderimiz mi bu, yoksa biz mi kendi yazgımızı böyle çiziyoruz? Soyumuzun alnına vurulan damga, aslında bir lanet değil; belki de yıllardır içimize işleyen bir yanlış anlama. "Kılavuzu karga olanın burnu pislikten kurtulmaz" derler ya, peki ya o pisliğin kaynağı kim? Sıcak yaz sabahlarında, gölgeli balkonlarda keyifle kahvaltılarını yapanların sofralarına layık görmedikleri o lezzetler, bir zamanlar bizim de hakkımızdı. İnsanlar dünyayı istila etmeden önce, her şey daha temizdi. Şimdiyse geriye kalan, ardımızı toplamak.
Bu satırlar, zor koşulların hüküm sürdüğü bir çatı katında, yılların eskitemediği bir daktilonun tuşları arasında doğuyor. Otuz beş yıllık bir geçmişin izlerini taşıyan bu makine, her vuruşta direniyor; bazı harfler zorlanıyor, şeridi solmuş. Yine de hikâyenin ilk satırlarının yazıldığı bu eski alet, şimdi yeni bir sesin doğmasına tanık oluyor. Belki de felaketler, kaderin değil,.
Bu satırlar, zor koşulların hüküm sürdüğü bir çatı katında, yılların eskitemediği bir daktilonun tuşları arasında doğuyor. Otuz beş yıllık bir geçmişin izlerini taşıyan bu makine, her vuruşta direniyor; bazı harfler zorlanıyor, şeridi solmuş. Yine de hikâyenin ilk satırlarının yazıldığı bu eski alet, şimdi yeni bir sesin doğmasına tanık oluyor. Belki de felaketler, kaderin değil,.