Kitap hakkında
Kader, doğumla ölüm arasında uzanan gizemli bir yolculuk gibi; kimi zaman sakin akan bir nehir, kimi zaman da coşkun bir çağlayandır. İnsan, bu yolculukta bazen kendi tercihleriyle ilerler, bazen de bilinmezliğin akıntısına kapılır. Yıllarca savaş meydanlarında dimdik ayakta kalan bir askerin, evinde sıradan bir kaza sonucu hayata veda etmesi belki de bu yolculuğun en çarpıcı örneklerinden biridir. Kader, ne ölçülebilir ne de öngörülebilir; o, hayatın kendisi kadar karmaşık ve anlaşılmazdır.
Bazılarımız için kader, başarısızlıklarımızı örtmek için sığındığımız bir kavramdır. "Ben elimden geleni yaptım, gerisi kaderde varmış" deriz ya, işte o an kader, omuzlarımızdaki yükü hafifleten bir dost oluverir. Oysa başarıya ulaştığımızda, zaferi yalnızca kendi çabamıza mal ederiz. Peki ya kader, gerçekten de hayatın cilvesi midir, yoksa insanın kendi sınırlarını kabullenme biçimi mi? Bu sorunun cevabı belki de.
Bazılarımız için kader, başarısızlıklarımızı örtmek için sığındığımız bir kavramdır. "Ben elimden geleni yaptım, gerisi kaderde varmış" deriz ya, işte o an kader, omuzlarımızdaki yükü hafifleten bir dost oluverir. Oysa başarıya ulaştığımızda, zaferi yalnızca kendi çabamıza mal ederiz. Peki ya kader, gerçekten de hayatın cilvesi midir, yoksa insanın kendi sınırlarını kabullenme biçimi mi? Bu sorunun cevabı belki de.