Kitap hakkında
Günümüz toplumlarında siyaset ile kültür arasındaki ilişki, karmaşık ve çok boyutlu bir etkileşim alanı olarak öne çıkıyor. Siyasi kararlar ve projeler, toplumsal değerler, inançlar ve gelenekler üzerinden şekillenirken; kültür de siyasal yapıları besleyen, dönüştüren ve meşrulaştıran bir güç olarak işliyor. Bireylerin kolektif kimliklerini inşa ederken oynadığı rol kadar, kurumların ve devletlerin kültürel normları nasıl yeniden ürettiği de bu dinamiklerin merkezinde yer alıyor.
Ulus devletlerin 20. yüzyıldan itibaren kültürel birliktelik üzerinden meşruiyet arayışı, bu ilişkiyi daha da belirginleştiriyor. Toplumsal tercihlerin, kurumsal yapıların ve siyasal söylemlerin kültürel zeminde nasıl şekillendiğini irdeleyen bu çalışma, Marmara Üniversitesi Fransızca Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nün otuz yıllık birikimini yansıtıyor. Kültürün siyasetle iç içe geçen doğasını anlamak için önemli bir başvuru kaynağı.
Ulus devletlerin 20. yüzyıldan itibaren kültürel birliktelik üzerinden meşruiyet arayışı, bu ilişkiyi daha da belirginleştiriyor. Toplumsal tercihlerin, kurumsal yapıların ve siyasal söylemlerin kültürel zeminde nasıl şekillendiğini irdeleyen bu çalışma, Marmara Üniversitesi Fransızca Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nün otuz yıllık birikimini yansıtıyor. Kültürün siyasetle iç içe geçen doğasını anlamak için önemli bir başvuru kaynağı.