Kitap hakkında
İstanbul, Mondros’un gölgesinde çürümeye yüz tutmuş bir şehir. Savaşın bitişiyle birlikte sokakları saran yabancı üniformalar, alafranga hayranlığıyla göz kamaştıran Türkler, düşman subaylarının kollarında aşk peşinde koşan genç kızlar... Yakup Kadri Karaosmanoğlu, bu kokuşmuş atmosferi kâğıda dökerken, aynı zamanda Anadolu’nun sessiz ama kararlı dirilişinin de habercisi olur. Roman, çürümenin ortasında yeşeren umudu, önce titrek bir ışık gibi sezdirir, sonra giderek güçlenen bir sesle duyurur.
Karaosmanoğlu, edebiyat dünyasına şiir, hikâye ve eleştiriyle adım atmış, Türk yazınının en önemli isimlerinden biri olarak kalemini konuşturmuştur. Eserleri, dilin geçirdiği evrimleri yansıttığı gibi, fikir ve içerik zenginliğiyle de dikkat çeker. Fransız edebiyatının etkisiyle başlayan yazarlığı, 1920’lerden itibaren özgün bir çizgiye kavuşur; toplumsal çalkantıları, tarihsel dönüşümleri ve bireyin iç dünyasını.
Karaosmanoğlu, edebiyat dünyasına şiir, hikâye ve eleştiriyle adım atmış, Türk yazınının en önemli isimlerinden biri olarak kalemini konuşturmuştur. Eserleri, dilin geçirdiği evrimleri yansıttığı gibi, fikir ve içerik zenginliğiyle de dikkat çeker. Fransız edebiyatının etkisiyle başlayan yazarlığı, 1920’lerden itibaren özgün bir çizgiye kavuşur; toplumsal çalkantıları, tarihsel dönüşümleri ve bireyin iç dünyasını.