Kitap hakkında
İstanbul’un arka sokaklarında geçen bu öykü, bir zamanlar Anadolu’dan kente umut arayışına düşen genç bir adamın hikâyesini anlatıyor. İşsizlikten bunalmış, tesadüflerle gazeteciliğin kapısını aralamış bir muhabirin gözünden, şehrin çalkantılı yüzüyle tanışıyoruz. Yazar Kemal Ahmet, kendi yaşamından süzülen bu kısa ama etkileyici anlatıda, hayata tutunma çabasını, açlığın ve yalnızlığın soğuk gerçeklerini samimi bir dille aktarıyor. Sayfalar ilerledikçe, olayların içinde buluveriyorsunuz kendinizi; son sayfada ise beklenmedik bir soruyla baş başa kalıyorsunuz: O kafa kime aitti?
Kemal Ahmet, belki de daha uzun yaşasaydı edebiyatımızda derin izler bırakacak bir isimdi. Nâzım Hikmet’in dizelerinde yankılanan o acıklı kaderi, onun mücadelesini ve trajik sonunu gözler önüne seriyor: “Ekmek parasına beyninin ışığını satan” bir adamın, kaldırımlarda aç yatanların arasında sessizce kayboluşu. Bu kitap, onun.
Kemal Ahmet, belki de daha uzun yaşasaydı edebiyatımızda derin izler bırakacak bir isimdi. Nâzım Hikmet’in dizelerinde yankılanan o acıklı kaderi, onun mücadelesini ve trajik sonunu gözler önüne seriyor: “Ekmek parasına beyninin ışığını satan” bir adamın, kaldırımlarda aç yatanların arasında sessizce kayboluşu. Bu kitap, onun.