Kitap hakkında
Umut’un boğazına çöken korku, bir anda dağılıverdi. Karanlıkta beliren gölgeler, sanki görünmez bir el onları durdurmuş gibi hareketsiz kaldı. O an, uzaklardan gelen o sıcak ses, içindeki buzları eritmeye başladı: *"Nefes al Umut, ben buradayım..."* Her kelimeyle birlikte gölgeler geri çekilirken, odanın tanıdık hatları yavaş yavaş belirginleşti. Duvarlardaki televizyon, sarı koltuk, ayaklı lamba... Gözleri yavaşça beşiğe kaydığında, Ahmet’in hâlâ orada, uykusunda huzurlu olduğunu gördü. Ne var ki etrafındaki hemşirelerin yüzleri bembeyaz, bakışları endişeliydi. Oda, sabah ezanının yankılarıyla dolarken, Umut’un içindeki fırtına da yavaş yavaş dinmeye başladı. Her şey bir kabus muydu, yoksa gerçek mi? Cevabı bulmak için tek bir şey biliyordu: Umut, asla yalnız değildi.