Kitap hakkında
Rüzgârın savurduğu yapraklar gibi, anılar da bazen usulca dökülür yüreğe. Şengül Coşkun’un *Sonbahar Fısıltıları*, bu ince hüzünle örülü satırlarda, kaybolan zamanın izlerini sürüyor. Sessiz bir akşamüstünde, unutulmuş bir şarkının nağmeleri misali, sözcükler birbirini kovalıyor: dağılan saçlar, rüzgârın dokunuşu, sürmeli gözlerde titreşen ışık... Hepsi, yaşamın geçiciliğine ve güzelliğine dair birer im.
Kısa ama derinlikli öykülerde, sıradan anların ardındaki büyüyü yakalamak mümkün. Bir fincan çayın buğusunda eriyen anılar, bir sokak lambasının altında duran yalnızlık, ya da sonbaharın kızıllığına bürünen bir ağaç... Her biri, insanın içine işleyen, düşündüren, bazen de gülümseten detaylarla örülü. Coşkun, sözcükleri öyle bir dokur ki, okurken sanki kendi hikâyenizi hatırlarsınız.
Kitap, aceleyle geçip giden günlerin arasında durup soluklanmak isteyenler için. Çünkü bazen en anlamlı şeyler, en sade anlarda gizlidir.
Kısa ama derinlikli öykülerde, sıradan anların ardındaki büyüyü yakalamak mümkün. Bir fincan çayın buğusunda eriyen anılar, bir sokak lambasının altında duran yalnızlık, ya da sonbaharın kızıllığına bürünen bir ağaç... Her biri, insanın içine işleyen, düşündüren, bazen de gülümseten detaylarla örülü. Coşkun, sözcükleri öyle bir dokur ki, okurken sanki kendi hikâyenizi hatırlarsınız.
Kitap, aceleyle geçip giden günlerin arasında durup soluklanmak isteyenler için. Çünkü bazen en anlamlı şeyler, en sade anlarda gizlidir.