Kitap hakkında
Sait Faik’in sekiz yıllık sessizliğini bozduğu 1948 tarihli eseri, yazarın öykü anlayışında yeni bir dönemin kapısını aralar. Bu kitapta İstanbul, yalnızca bir mekân olmaktan çıkıp, adeta bir karaktere dönüşür. Sokaklar, köşebaşları ve kalabalıklar, Sait Faik’in gözünden birer yabancılaşma sahnesine evrilir. Artık şehir, ona sıcak ve samimi gelmez; aksine, insanın insana uzaklığını, anlamsız kalabalığı ve içine sinmeyen bir yalnızlığı yansıtır.
Özellikle *Lüzumsuz Adam* öyküsünde bu duygu doruğa ulaşır. Yazar, yıllardır aynı sokaklardan geçen, ama bir türlü şehre ait hissedemeyen bir adamın iç sesine kulak verir. Her adımında bir tehdit algısı, her yüzde tanıdık olmayan bir soğukluk vardır. İnsanlar neden bu kadar yakın ama bir o kadar da uzak yaşar? Neden sevgi değil de kuşku, anlayış değil de yabancılık hâkimdir? Sait Faik, bu sorularla İstanbul’un labirentlerinde kaybolurken, okuru da kendi yalnızlığıyla baş başa bırakır.
Özellikle *Lüzumsuz Adam* öyküsünde bu duygu doruğa ulaşır. Yazar, yıllardır aynı sokaklardan geçen, ama bir türlü şehre ait hissedemeyen bir adamın iç sesine kulak verir. Her adımında bir tehdit algısı, her yüzde tanıdık olmayan bir soğukluk vardır. İnsanlar neden bu kadar yakın ama bir o kadar da uzak yaşar? Neden sevgi değil de kuşku, anlayış değil de yabancılık hâkimdir? Sait Faik, bu sorularla İstanbul’un labirentlerinde kaybolurken, okuru da kendi yalnızlığıyla baş başa bırakır.