Kitap hakkında
Şakağında soğuk bir namlu hissiyle uyanıyorsun; yalnızlığın en keskin hali, bir çığlık kadar yakın. İlk patlamanın sesi, nefesini kesiyor sanki. Yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgide, zihninin derinliklerinde kayboluyorsun. Halil İbrahim Yıldız’ın *Su Ölüsü*, varoluşun kırılgan anlarını, sessizliğin gürültüsünü ve insanın kendi içine düşüşünü anlatıyor. Yüz sayfalık bu kısa ama yoğun yolculukta, bir adamın çaresizliği, umutsuzluğun kıyısında savrulan düşünceleriyle buluşuyor. Sözcükler, tıpkı damlayan su gibi, yavaş yavaş bilinci kemirirken, okur da bu boğucu atmosferin içinde nefessiz kalıyor. Gerçekle hayalin, akılla deliliğin sınırlarında gezinirken, her satırda yeni bir çatlak açılıyor. Kimi zaman bir fısıltı, kimi zaman bir haykırış... Ama her zaman, insanın kendi karanlığına bakma cesareti.