Kitap hakkında
19. yüzyılın sonlarında, Osmanlı topraklarında yaşanan çalkantılı dönemlerin gölgesinde, bir Süryani metropoliti olan Hanna Dolapönü’nün hayatına odaklanıyor bu roman. Dr. Nihat Durak, tarihsel gerçeklerle örülü bir anlatı sunarken, inanç, aidiyet ve kimlik arayışının derin izlerini sürüyor. Dolapönü’nün yaşadığı coğrafyanın kültürel zenginliği, dinler arası ilişkiler ve toplumsal dönüşümler, sayfalar arasında can buluyor.
Hanna’nın kişisel serüveni, sadece bir bireyin değil, bir topluluğun da sesi haline geliyor. Siyasi entrikaların, dini çatışmaların ve insani trajedilerin ortasında, onun mücadelesi, umutla kararan bir dönemin aynası oluyor. Yazar, titiz bir araştırma sürecinin ardından, bu unutulmuş hikâyeyi edebiyatın dokusuna ustaca işliyor. Okuyucu, geçmişin tozlu sayfalarında kaybolurken, bugüne de ışık tutan evrensel sorularla karşılaşıyor.
Hanna’nın kişisel serüveni, sadece bir bireyin değil, bir topluluğun da sesi haline geliyor. Siyasi entrikaların, dini çatışmaların ve insani trajedilerin ortasında, onun mücadelesi, umutla kararan bir dönemin aynası oluyor. Yazar, titiz bir araştırma sürecinin ardından, bu unutulmuş hikâyeyi edebiyatın dokusuna ustaca işliyor. Okuyucu, geçmişin tozlu sayfalarında kaybolurken, bugüne de ışık tutan evrensel sorularla karşılaşıyor.