Kitap hakkında
Muslukların başında duran insanlar, düşüncelerini kafataslarının derinliklerine gömmüş, vicdanlarını ise karanlık bir astarın içine sıkıştırmış gibiydiler. Mustafa Irgat’ın *Suyun Rengi*, bu sessiz çığlığı kelimelere dökerken, okurunu da bir aynanın önüne çekiyor. Kısa ama yoğun sayfalarında, günlük hayatın sıradanlığına sıkışmış ruhların nasıl da boğulduğunu, suyun akışı gibi görünmez ama derin bir ıstırapla anlatıyor. Her cümle, bir damla gibi düşüyor zihne; bazen berrak, bazen bulanık, ama her zaman gerçek. Irgat, dilin sınırlarını zorlayarak, insanın içindeki o karanlık nehri akıtıyor satırlara. Yetmiş yedi sayfa, yetmiş yedi farklı hayal kırıklığı, umut kırıntısı ya da unutulmuş bir anı olarak okunabilir. Sözcükler, tıpkı su gibi, parmakların arasından kayıp giderken geride yalnızca ıslak bir iz bırakıyor.