Kitap hakkında
Türk halk hikâyelerinin en dokunaklı örneklerinden biri olan *Tahir ile Zühre*, sevginin ve sadakatin zamansız öyküsünü anlatır. Nesilden nesile dilden dile dolaşan bu masalsı anlatı, Konya topraklarında geçer ve kahramanlarının yürekleriyle birlikte mekanları da yaşatır. Tahir’in doğumu, yaşamı ve kaçınılmaz sonu, baştan itibaren hikâyenin kaderini belirleyen bir nakarat gibi yinelenir: "Tahir doğdun, Tahir yaşa, Tahir öl!"
Günümüzde bencillik ve tutkuların kol gezdiği bir dünyada, Tahir ile Zühre’nin anne babalarının haksızlıklarına rağmen sergiledikleri sabır ve bağlılık, insanın içini ısıtır. Onların aşkı, sadece bir duygudan öte, fedakârlığın ve erdemin simgesidir. Hikâyenin derlendiği bu kitap, şiirler ve anlatılarla zenginleşen bir yolculuğa davet eder. Konya’da adlarını taşıyan cami ve türbe de, bu efsanevi sevdanın izlerini bugüne taşır.
Günümüzde bencillik ve tutkuların kol gezdiği bir dünyada, Tahir ile Zühre’nin anne babalarının haksızlıklarına rağmen sergiledikleri sabır ve bağlılık, insanın içini ısıtır. Onların aşkı, sadece bir duygudan öte, fedakârlığın ve erdemin simgesidir. Hikâyenin derlendiği bu kitap, şiirler ve anlatılarla zenginleşen bir yolculuğa davet eder. Konya’da adlarını taşıyan cami ve türbe de, bu efsanevi sevdanın izlerini bugüne taşır.