Kitap hakkında
Yitik bir anın gölgesinde, sessizlik doldurur boşluğu. Geçmişin izleri, duvarlara sinmiş mavi düşler gibi asılı kalır bellekte. Ne zaman konuşmak gelse içinden, kelimeler havada erir; geriye sadece suskunluk, bir de o yıkık duvarın önünde duran yalnızlık kalır. Hatalar üst üste yığılırken, değişen hiçbir şey yoktur aslında – ne gece, ne sen, ne de ben. Gözlerini kapadığında, toprak kokusu, ağaçların hışırtısı gelir usulca; bir anı, bir eksiklik, hep baş ucunda bekler.
Tavanına asılı cümleler, söylenmemiş sözler gibi sarkar durur. Gülüşün, soluk bir anıya dönüşür zamanla; resmettiğin ev, o belirsiz renkler, hep aynı ayrılık akşamlarına karışır. Ve yeni bir gün doğarken, yokluğun varlığıyla baş başa kalır insan. Bu kitap, o suskunluğun, o eksikliğin ve tamamlanmamış bir bulmacanın peşinde, ruhun hudutlarında gezinen bir yolculuk.
Tavanına asılı cümleler, söylenmemiş sözler gibi sarkar durur. Gülüşün, soluk bir anıya dönüşür zamanla; resmettiğin ev, o belirsiz renkler, hep aynı ayrılık akşamlarına karışır. Ve yeni bir gün doğarken, yokluğun varlığıyla baş başa kalır insan. Bu kitap, o suskunluğun, o eksikliğin ve tamamlanmamış bir bulmacanın peşinde, ruhun hudutlarında gezinen bir yolculuk.