Kitap hakkında
Çiğdem, sıradan bir ödev uğruna açtığı kapıdan çıkamayacak kadar derin bir dünyaya adım atar. Fehmi’nin geçmişi, Nedim’in sessizliği, Nermin’in kırgın kahkahaları ve Cüce Arif’in bilge sözleri arasında kaybolur. Mimoza ağacının altında, birbirine tutunan üç yürek, unutulmuş anıların ağırlığıyla sarsılır. Aşkın, dostluğun ve yalnızlığın iç içe geçtiği bu hikâyede, herkes kendi kederini taşır; kimse yarışmaz, kimse öne çıkmaz. Haliç’in tuz kokusu, Nermin’in parfümüne karışırken, aşk bile bazen eksik kalır. Gözlerde saklı düş kırıklıkları, kahkahaların ardında kilitli kapılar gibi durur. Sevmek, bazen sadece var olmaktır – hele ki bencillik yenilmişse, insanlık galip gelmişse mutluluğa. Tanrı’nın küçük tahta parçalarına bile yer açmadığı bu dünyada, geriye kalan tek şey, birbirine tutunmaktır.