Kitap hakkında
Geçmişi silmek, bugünü anlamaktan vazgeçmek demektir. Türkiye’nin dününü bilmeden yarınını inşa etmek, köksüz bir ağaç dikmeye benzer; rüzgârda savrulmaya mahkûmdur. Sosyal bilimlerin tarihsiz, tarihin ise sosyal bilimlerden kopuk ele alınması, gerçekleri görmemizi engelleyen kalın bir perde örüyor. Mücahit Küçükyılmaz, bu perdeyi aralayarak geçmişin izlerini bugüne taşıyor. Tarih, sadece anlatılan değil, yaşanan ve yeniden yaşatılan bir hakikattir; unutulduğunda sessizce gelen tehlikeleri görmek mümkün olmaz.
Murat Yılmaz’ın da vurguladığı gibi, geçmişi yok saymak, karda uyuyup donarak ölmek gibidir. Oysa tarih, hafızası güçlü bir bekçidir; her ayrıntıyı, her sırrı saklar. Bu kitap, bildiğimizi sandığımız olaylara farklı bir pencereden bakmamızı sağlıyor. Çünkü geçmiş, geleceğin tohumlarını içinde barındırır. Küçükyılmaz, bu tohumları gün yüzüne çıkararak, tarihin sadece bir anlatı değil, aynı zamanda bir uyarı olduğunu hatırlatıyor.
Murat Yılmaz’ın da vurguladığı gibi, geçmişi yok saymak, karda uyuyup donarak ölmek gibidir. Oysa tarih, hafızası güçlü bir bekçidir; her ayrıntıyı, her sırrı saklar. Bu kitap, bildiğimizi sandığımız olaylara farklı bir pencereden bakmamızı sağlıyor. Çünkü geçmiş, geleceğin tohumlarını içinde barındırır. Küçükyılmaz, bu tohumları gün yüzüne çıkararak, tarihin sadece bir anlatı değil, aynı zamanda bir uyarı olduğunu hatırlatıyor.