Kitap hakkında
Osmanlı'nın son döneminde, İttihat ve Terakki'nin ateşli savunucularından Yakup Cemil'in hayatı, efsanelerle örülü bir kaderi barındırır. Bu çalışma, onun adeta bir çığlık misali savunduğu fikirleri uğruna ölüme giden yolculuğunu, arşiv belgeleri ve dönemin tanıklıklarıyla aydınlatıyor. Yakup Cemil'in, "Türk'ün taşım da taşım" diyerek sarıldığı on beş maddelik manifestosu, 1916'daki yalnız barış girişimi ve bu süreçte yaşananlar, Divan-ı Harp tutanaklarının titiz bir çeviri yazımıyla gün yüzüne çıkıyor.
Kitap, Yakup Cemil'in Bursa'daki gizli görüşmelerinden Prens Sabahaddin'in özel kalem müdürü Satvet Lütfi ile kurduğu ilişkilere, Meserret Oteli'ndeki toplantılardan Kara Kemal, Bahaeddin Şakir ve Doktor Nazım gibi dönemin kilit isimleriyle olan bağlarına kadar pek çok detayı mercek altına alıyor. Onun, silahın gölgesinde geçen hayatının son perdesi, 11 Eylül 1919'da kurşuna dizilmesiyle kapanırken, bu.
Kitap, Yakup Cemil'in Bursa'daki gizli görüşmelerinden Prens Sabahaddin'in özel kalem müdürü Satvet Lütfi ile kurduğu ilişkilere, Meserret Oteli'ndeki toplantılardan Kara Kemal, Bahaeddin Şakir ve Doktor Nazım gibi dönemin kilit isimleriyle olan bağlarına kadar pek çok detayı mercek altına alıyor. Onun, silahın gölgesinde geçen hayatının son perdesi, 11 Eylül 1919'da kurşuna dizilmesiyle kapanırken, bu.