Kitap hakkında
Ayla ve Jondalar, uzun yolculuklarının sonunda Zelandonilerin topraklarına adım attıklarında, karşılarındaki manzara beklentilerini aşar. Yerleşik topluluğun gözleri, Ayla’nın yanındaki kurda, evcilleştirdiği ata ve alışılmadık aksanına takılır; şaşkınlık ve kuşku bir aradadır. Ayla, yadırganan yabancılığına rağmen, taş barınakların güvenli dünyasına adım adım alışır. Duvarlardaki resimler, ustaca yapılmış aletler, farklı bir yaşam ritmi onu büyüler. Ancak geleneklerin ağırlığı, önyargıların sertliği karşısında pes etmez. Olağanüstü yetenekleriyle bir yandan kalpleri fethederken, diğer yandan kendi yolunu çizmeye devam eder. Conayla’nın doğumu, Ayla’nın manevi liderin yardımcılığına yükselişini engelleyebilir mi? Bu yeni topraklarda, aidiyet ve kimlik arayışı hiç bitmeyecekmiş gibi sürüyor.