Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRTasavvuf-i İslamî ve Fünûn-ı Cedîde ve FelsefeŞehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Tasavvuf-i İslamî ve Fünûn-ı Cedîde ve Felsefe PDF Ekitap İndir

Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi · Yazar

“İnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir. Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi, terbiye semeresidir. Nefs-­i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı, tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi. Em...

Sayfa
224
Kategori
Edebiyat
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
BÜYÜYENAY
ISBN
9786257608725
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Edebiyat ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

“İnsan hayır ve şer istidadâtından her ikisini de câmidir. Yalnız bu iki istidattan birisinin üstün ve galip gelmesi, terbiye semeresidir. Nefs-­i emmârede olan bir adamın hiçbir salâha istidâdı olmasaydı, tabii olarak asla ondan kurtulmaması lazım gelirdi. Emmâre sıfatları, hiçbir vakit “vicdân-ı ahlâkî” denilen ve seyr u sülûkta “ruh” lafziyle tarif olunan hüviyet-i insâniyyenin tamamen ip­tal ve imhâsına muktedir olamaz. Vicdân-ı ahlâkî, en iğrenç fenalıklar içinde dahi nefsine galebe edecek kudreti hâizdir. En fenâ bir adamın pişman olduğu kendi kendinden nefret ettiği dakikalar olur ki işte bu, vicdân-ı ahlâkînin muvakkat bir galebesi demektir. Vicdân-ı ahlâkî tabiri, eski mutasavvıflar nezdinde kullanılmış değilse de biz, bu tabiri pek lazım ve muvâfık buluyoruz. Zira “ruh” kelimesi pek muhtelif mânâlara geldiğinden ve esasen nefis ve ruh bir mânâya ol­duğundan nefse mukâbil düşen hayr işleyen ve şerri fark edene vicdân-ı ahlâkî demek pek muvâfıktır. Vicdân-ı ahlâkînin sıfât-ı mümeyyize ve kâşifesi şunlardır: İnsâf, adâlet, incizâb, hayr, ulviyet, îtirâf-ı hak. İşte nefs-i emmâre sahibi bir adamı, noksanlıklarını itiraf etmekle kemâle ermeye sevk eden şey, bu vicdân-ı ahlâkîdir. Vicdân-ı ahlâkî hakkında iki fikir vardır. Birtakımına göre vicdân-ı ahlâkî, asla Hak’tan sapmaz ve aldanmaz. Hiçbir vakit hayra şer, şerre hayr demez. Bu hususta her ne yapılsa, vicdân-ı ahlâ­kîyi iğfâl mümkün olamaz. O bir hâkimdir ki insanın idrakinin sadr-i ik­bâlinde oturur ve daima kötü davranışlarını fâilinin yüzüne çarpar. Diğerlerine göre vicdân-ı ahlâkî dahi terbiyeye göre değişir. Bizâtihi hayır ve şerri fark etmeye muktedir olamaz. İnsanlık tarihinde birçok fenalıklar görüyoruz ki bunları yapanlar, hep hayır nâ­mına yapmışlar ve tebcîl edilmişlerdir. Mesela birtakım putlara in­san kurban etmek gibi. Bunu yapanlar büyük bir hayır yapmış olmak inancında idiler ve bu fiillerini vicdânları tamamen takdir ediyordu… Vicdân-ı insanînin aldanmadığı cihet “hayır ve şerrin ayrı ayrı şeyler olduğuna ve bizâtihi hayır bulunduğuna imânıdır. İşte vicdânın aldanmadığı cihet budur. Lâkin hayır ve şerrin eşkâ­li hakkında aldanabilir. Din, ahlâk, sülûk işte bu aldanış sebebiyle lâ­zımdır. Eğer insanlar, bu hususta aldanmak tehlikesine maruz kalmasaydılar, vicdânlarının sadasından başka emir ve düstûra muhtaç olmaz­lardı.”
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗