Kitap hakkında
Memduh Şevket Esendal’ın öyküleri, günlük hayatın içinden süzülüp gelen sade ama derin bir yansıma gibidir. Her satırında, sokakların, kahvehanelerin, vapurların, insanların en doğal halleriyle karşılaşırsınız; sanki bir pencerenin önünden geçen hayatı izliyormuşsunuz gibi. Ne abartılı bir dram, ne de zorlama bir felsefe ararsınız burada. Onun anlattıkları, yaşanmışlığın ta kendisidir: bazen bir gülümseme, bazen sessiz bir hüzün, bazen de sıradan bir günün beklenmedik kıvrımları.
Esendal, Türk öykücülüğünün ustalarından biri olarak, dilini öyle bir incelikle kullanır ki, okurken farkına bile varmadan hayatın içine çekilirsiniz. "Bunda ne var ki?" diye düşündüren anlar, sayfalar ilerledikçe "Tam da bu anlatılmalıymış" dedirtir. Yüzlerce öyküsü boyunca hep aynı amacı taşır: insanlara neşe vermek, onların yüreklerine dokunmak. Ve bunu, en yalın haliyle başarır. Onun öyküleri, edebiyatımızın en saf, en içten.
Esendal, Türk öykücülüğünün ustalarından biri olarak, dilini öyle bir incelikle kullanır ki, okurken farkına bile varmadan hayatın içine çekilirsiniz. "Bunda ne var ki?" diye düşündüren anlar, sayfalar ilerledikçe "Tam da bu anlatılmalıymış" dedirtir. Yüzlerce öyküsü boyunca hep aynı amacı taşır: insanlara neşe vermek, onların yüreklerine dokunmak. Ve bunu, en yalın haliyle başarır. Onun öyküleri, edebiyatımızın en saf, en içten.