Kitap hakkında
Türk edebiyatının 1950'lerdeki dönüşümüne damga vuran İkinci Yeni akımı, pek çok şair gibi Tevfik Akdağ’ı da kendi izlekleriyle buluşturdu. Ancak Akdağ, bu hareketin gölgesinde kalmış, özgün sesini duyurmayı başarmış nadir isimlerden biri. Şiirinde duyguyu akılla dengeleyen, gerçeküstücülüğün sınırlarını zorlamadan evrenseli yakalamaya çalışan bir şair olarak öne çıkıyor. Onun için edebiyat, kaçış değil; aklın rehberliğinde toplumsal ve insani meselelere ışık tutan bir araç.
Akdağ’ın dizeleri, Cezayir’in sokaklarından Harput’un dağlarına uzanan geniş bir coğrafyada geziniyor. Yalnızca imgelerle değil, düşüncelerle de beslenen bir şiir anlayışı var. Düz yazılarında ise akılcı yaklaşımları savunarak, edebiyatın kalıcılığını dilin gücüne ve özgün anlatıma bağladığını gösteriyor. İkinci Yeni’yi toplumsal gerçeklerden kopuk bulanlara karşı, onun şiiri, evrensel olanı yerelin derinliğinde aramanın bir kanıtı niteliğinde.
Akdağ’ın dizeleri, Cezayir’in sokaklarından Harput’un dağlarına uzanan geniş bir coğrafyada geziniyor. Yalnızca imgelerle değil, düşüncelerle de beslenen bir şiir anlayışı var. Düz yazılarında ise akılcı yaklaşımları savunarak, edebiyatın kalıcılığını dilin gücüne ve özgün anlatıma bağladığını gösteriyor. İkinci Yeni’yi toplumsal gerçeklerden kopuk bulanlara karşı, onun şiiri, evrensel olanı yerelin derinliğinde aramanın bir kanıtı niteliğinde.