Kitap hakkında
Ankara’nın gri sokaklarında, hayatına sıkı sıkıya tutunan bir adamın son anları çarpıcı bir gerilimle başlıyor. Her şeyini kaybetmek üzereyken bile yaşamak için direnen bu adam, karşısında soğukkanlılıkla sigarasını tüttüren bir yabancı buluyor. Gözlerini bir an olsun kaçırmayan bu yüz, sanki yıllardır tanıyormuş gibi ürkütücü bir tanıdıklık taşıyor. Ameliyat eldivenleri takılıp bıçak parladığında, artık geri dönüş yok. Göğsüne inen keskin metal, geçmişin hatalarını, kaçırılan fırsatları ve pişmanlıklarıyla yüzleşmesini sağlıyor. Son nefesini verirken, elinde kanlı bir parça tutan katilin silüeti bulanıklaşıyor; acaba bedeninden koparılan bir organ mı, yoksa unutulmuş bir sır mı? Gürdoğan Doğrul’un ilk romanı *Tohumdaki Kan*, adli psikoloji alanındaki birikimini kurmacaya ustaca yedirerek, ölümün eşiğinde insan zihninin derinliklerine dalıyor. Okuru, hem gerilimin hem de insanın karanlık yanlarının peşine.