Kitap hakkında
Torosların yalçın yamaçlarında başlayan, Çukurova’nın kavurucu sıcağında soluklanan, ardından Anadolu bozkırlarının rüzgârında savrulan bir öykü bu. Yoksullukla boğuşan, hayata tutunmaya çalışan insanların hikâyesi; geçmişin ağır yüküyle bugünün arasında sıkışıp kalanların. Geleneklerin, inançların, umutların ve umutsuzlukların iç içe geçtiği bir yaşam mücadelesi. Kimileri kabuğunu kırıp yükselirken, kimileri de toprağa daha da gömülür bu çetin yolculukta.
Mersin’in sokaklarında, parkta oturan yaşlı adamın geçmişe dalıp gittiği bir an, bir sesle silkiniyor. Sırtında soğuk meyan şerbetini taşıyan güğümü, elinde pirinç taslarıyla dolaşan satıcı, yerel şivesiyle sesleniyor: “Soğuk meyan ister misin amca?” Adam, ejderha başlı ibriğin yüksekten akıttığı şerbeti izlerken, zamanın nasıl da hızla aktığını düşünüyor. Geçmişin izleri, bugünün gerçekleriyle buluşuyor bu satırlarda; acının, sevginin ve direncin izleri.
Mersin’in sokaklarında, parkta oturan yaşlı adamın geçmişe dalıp gittiği bir an, bir sesle silkiniyor. Sırtında soğuk meyan şerbetini taşıyan güğümü, elinde pirinç taslarıyla dolaşan satıcı, yerel şivesiyle sesleniyor: “Soğuk meyan ister misin amca?” Adam, ejderha başlı ibriğin yüksekten akıttığı şerbeti izlerken, zamanın nasıl da hızla aktığını düşünüyor. Geçmişin izleri, bugünün gerçekleriyle buluşuyor bu satırlarda; acının, sevginin ve direncin izleri.