Kitap hakkında
Doğu Karadeniz’in sisli yamaçlarında, bir zamanlar ışıldayan bir eğitim yuvası vardı: Trabzon Rum Mektebi. Bu roman, o mektebin duvarları arasında çınlayan sesleri, unutulmaya yüz tutmuş hikâyeleri gün yüzüne çıkarıyor. Yazar, anlatısını öyle bir dokuma ustalığıyla örüyor ki, sayfalar arasında gezinirken adeta bir şiirin içinde yürüyorsunuz. Cümleler bazen devrik, bazen keskin; ama her zaman canlı, her zaman etkileyici.
Dil, burada bir silah gibi değil, bir köprü gibi kullanılıyor. Mazlumun yanında alçak gönüllü, zalimin karşısında ise acımasız. Hakikatin peşinden giden bu anlatı, batılın her türlü tuzağına karşı dimdik duruyor. Okuyucuya, hedefsizliğin karanlığında kaybolmanın tehlikesini hatırlatırken, bilginin ışığını takip etmenin önemini vurguluyor. Çünkü hedefsiz bir bilgi, yükü taşımayan bir merkep kadar anlamsızdır.
Tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş bir mektebin izini sürerken, aslında kendi.
Dil, burada bir silah gibi değil, bir köprü gibi kullanılıyor. Mazlumun yanında alçak gönüllü, zalimin karşısında ise acımasız. Hakikatin peşinden giden bu anlatı, batılın her türlü tuzağına karşı dimdik duruyor. Okuyucuya, hedefsizliğin karanlığında kaybolmanın tehlikesini hatırlatırken, bilginin ışığını takip etmenin önemini vurguluyor. Çünkü hedefsiz bir bilgi, yükü taşımayan bir merkep kadar anlamsızdır.
Tarihin tozlu sayfalarında kaybolmuş bir mektebin izini sürerken, aslında kendi.