Kitap hakkında
Emile Zola'nın *Truth*'ında gerçek, sadece aranan değil, aynı zamanda unutulmuş olandır. İnsanın kendi özüne dönmesi için önce alışkanlıklarının, yanılsamalarının ve sahte kabuklarının soyunması gerekir. Gerçek, nesne gibi ele geçirilecek bir şey değildir; o, zaten içimizde saklı duran, fark edilmeyi bekleyen bir varoluş biçimidir. Onu bulduğumuzda, artık kaybetme korkusu kalmaz, çünkü gerçekle bütünleşmek, kendimizle bütünleşmektir.
Yalanların gölgesinde yaşayan kalabalıklara karşı durabilmek, gerçeği bilenin cesaretidir. Onu taşıyan kişi, sadece kendini değil, etrafındakileri de titreten bir enerjiyle hareket eder. Gerçek, zihni uyandırır, çünkü onu tanımak, algıyı kökten değiştirir. Zola'nın sayfalarında, insanın kendi derinliğine yaptığı bu yolculuk, aslında bir hatırlama çabasıdır: Gerçek, hep oradaydı, sadece örtülmüştü.
Yalanların gölgesinde yaşayan kalabalıklara karşı durabilmek, gerçeği bilenin cesaretidir. Onu taşıyan kişi, sadece kendini değil, etrafındakileri de titreten bir enerjiyle hareket eder. Gerçek, zihni uyandırır, çünkü onu tanımak, algıyı kökten değiştirir. Zola'nın sayfalarında, insanın kendi derinliğine yaptığı bu yolculuk, aslında bir hatırlama çabasıdır: Gerçek, hep oradaydı, sadece örtülmüştü.