Kitap hakkında
Ivan Turgenyev, dış görünüşüyle ilk bakışta Rusya’nın sert ve haşin doğasından uzak, ince bir zarafet taşıyan bir yazardı. Gençliğinde Büyük Petro’yu andıran heybetli duruşu, zamanla gri tonlara bürünse de, içindeki yumuşaklık ve incelik hiç solmadı. Av tutkusuyla tanınsa da, doğaya ve canlılara karşı derin bir saygı besledi; belki de tek zarar verdiği, avladığı hayvanlardı. Onun gerçek ustalığı, gözlemlediği dünyayı kelimelere dökerken ortaya çıkardı: gördüğü her ayrıntıyı, duyduğu her sesi, okuyucuya sanki canlıymışçasına aktarabilen nadir bir yeteneğe sahipti. Döneminin düşünürleri ve sanatçıları, soyut kuramlara dalmışken, o, yaşamın çıplak gerçeğini kavrama becerisiyle öne çıktı. Bu yeteneği, belki de yetişme tarzının getirdiği kuramsallıktan uzak, doğrudan gözleme dayalı bir bakış açısından kaynaklanıyordu. Konuşmaları bile, tıpkı yazıları gibi, güçlü ve taptaze bir etki bırakırdı. Kölelerini özgür.