Kitap hakkında
Osmanlı İmparatorluğu’nun çalkantılı son yıllarında, birey ve toplumun varoluşunu yeniden tanımlama çabası, kimlik kavramının merkezine oturur. Coğrafya, milliyet, inanç ve dönemin siyasi fırtınaları, aidiyet duygusunu şekillendiren temel unsurlardır. İnsanın hayata bakışını, düşünce dünyasını ve gelecek tasavvurunu belirleyen kimlik, İkinci Meşrutiyet’in kaos ve umut dolu atmosferinde özellikle önem kazanır. Bu dönem, yıkımla yeniden doğuşun iç içe geçtiği, eskiyle yeninin çatıştığı bir laboratuvar gibidir. Aydınlar, devletin kurtuluşu için farklı kimlik önerileri sunarken, edebiyat da bu arayışın en canlı tanığı olur. Romanlar, dönemin zihniyetini ve kimlik inşasındaki rolünü gözler önüne serer. Türkçülük akımı, millî değerlere dönüşü ve Batı’daki gelişmelerle sentezi hedefleyen bir yol haritası çizer. Sanatçılar, toplumun öz değerleriyle modernleşme arasında denge kurmaya çalışırken, yeni bir kimlik arayışının izlerini sürer.