Kitap hakkında
Tarihin sessiz tanıklarıdır sözler; bazen bir hükümdarın buyruğu, bazen bir dervişin mırıldandığı hikmet, bazen de bir halk ozanının yürekten dökülen türküsü. Türk milletinin izini sürerken yalnızca kılıçların şakırtısına, atların nal seslerine takılmamak gerek. Bilge Kağan’ın taşlara kazınmış öğütleri, Kaşgarlı’nın Türkçeye duyduğu derin sevgi, Ahmet Yesevî’nin dergâhlarda yankılanan dizeleri... Hepsi birer ırmak gibi akıp gelmiş, Anadolu’nun bağrında yeni bir medeniyetin tohumlarını yeşertmiş. Âşık Paşa’nın Türkçeye açtığı yollar, Kaygusuz Abdal’ın mistik nefesi, sultanların fermanları kadar etkili olmuş zamanın ruhunu. Bazı sözler rüzgârda savrulup gitmiş, bazılarıysa tarihin akışını değiştirmiş, geleceğe yön vermiş. Şimdi o metinlere dönmek, onların bıraktığı izleri sürmek, unutulmuş hikmetleri yeniden keşfetmek vakti. Çünkü her satır, geçmişin gölgesinde saklı bir hakikati aydınlatıyor.