Kitap hakkında
İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya haritasında pek çok yeni devlet yerini alırken, ekonomik ilerleme de uluslararası gündemin merkezine oturdu. Ülkelerin refahını artırmak, üretim kapasitelerini dönüştürmek ve katma değeri yüksek sektörlere yönelmek, kalkınmanın temel dinamikleri olarak öne çıktı. Her ekonominin önceliği, sürdürülebilir büyümeyi sağlamak ve yapısal dönüşümleri doğru yönetebilmektir. Ancak bu hedeflere ulaşmak, yalnızca politikaların isabetli seçilmesiyle mümkün olmuyor; sektörler arası etkileşim, mal ve hizmet akışının verimliliği, ekonominin genel dengesi üzerinde belirleyici rol oynuyor. Bu kitap, Türkiye’nin ekonomik büyüme serüvenini ve karşılaştığı yapısal sorunları derinlemesine ele alıyor. Üretim yapısının nasıl şekillendiği, sektörler arasındaki ilişkilerin ekonomi politikalarına etkisi ve kalkınma stratejilerinin gerçek hayatta nasıl sonuçlar doğurduğu, alanında uzman yazarların kaleminden inceleniyor.