Kitap hakkında
Osmanlı İmparatorluğu, derin bir kültürel birikimin taşıyıcısı olarak, İslam medeniyetinin en parlak izlerini taşır. Ne var ki bu zengin miras, çoğu zaman yüzeysel anlatılarla sınırlı kalmış; estetik ve düşünsel boyutları kavramsal bir derinlikten yoksun biçimde ele alınmıştır. Oysa bu mirası gerçek anlamda kavrayabilmek için, onu sistemli bir bakışla yeniden yorumlamak şarttır. Hilmi Yavuz’un çalışması da tam bu noktada devreye giriyor: Osmanlı’nın kimlik dokusundan yola çıkarak, Türkiye’nin düşünce tarihini mercek altına alıyor.
Eserde, dönemin aydınları, edebiyatı, saray ve kent yaşamı, Batılılaşma süreci ile Doğu’nun kendi algısı arasındaki gerilim gibi başlıklar, titiz bir analizle irdeleniyor. Yazar, resmi tarih anlatılarının ötesine geçerek, bir medeniyetin zihinsel kodlarını gün yüzüne çıkarıyor. Osmanlı kültürünün bugünkü Türkiye’nin oluşumundaki rolünü, derin bir birikim ve özgün bir üslupla gözler önüne seriyor.
Eserde, dönemin aydınları, edebiyatı, saray ve kent yaşamı, Batılılaşma süreci ile Doğu’nun kendi algısı arasındaki gerilim gibi başlıklar, titiz bir analizle irdeleniyor. Yazar, resmi tarih anlatılarının ötesine geçerek, bir medeniyetin zihinsel kodlarını gün yüzüne çıkarıyor. Osmanlı kültürünün bugünkü Türkiye’nin oluşumundaki rolünü, derin bir birikim ve özgün bir üslupla gözler önüne seriyor.