Kitap hakkında
Soğuk duvarlar arasında, insanın varoluşuna dair izler silinmeye yüz tutar. Her hücre, Adem’in kaburgasından süzülen bir hikâyenin parçasıdır sanki; Havva’nın elmayı ısırması değil, suskunluğun kendisi bir lanet gibi çöker üzerlerine. İnsan, bu daracık mekânlarda, ömrünü kıl yumaklarına sarıp sarmalamış bir halde bulur kendini. Dışarıda montlar giyilirken, içeride kalanlar, unutulmuş bir dikişin iplikleri gibi sökülüp atılmayı bekler. Acı, yalnızlık ve umut, duvarlara kazınmış sözcükler gibidir; okunmaz, sadece hissedilir. Bu sayfalarda, tutukevlerinin gölgesinde kalanların sesi, incecik bir nefes gibi yükselir.