Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRUçta Savaşanlar Hatay’da Kuva-yı Milliye Dedebeyoğlu Hakkı Bey ve Silah ArkadaşlarıHimmet Kayhan

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Uçta Savaşanlar Hatay’da Kuva-yı Milliye Dedebeyoğlu Hakkı Bey ve Silah Arkadaşları PDF Ekitap İndir

Himmet Kayhan · Yazar

Günlerden, 12 Mart 1920 Perşembe günüydü. Hakkı Bey, akşamüstü çeteden bir grup arkadaşıyla birlikte Baslıka’da Hacı Hamza’nın yarenliğinde oturuyordu. Yanlarına bir köylü gelir, Antakya’dan gönderildiğini söyleyerek elindeki zarfı uzatır. Hakkı Bey, zarfı aça...

Sayfa
436
Kategori
Tarih
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
TÖRE DEVLET YAYINLARI
ISBN
9786259560663
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Tarih ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

Günlerden, 12 Mart 1920 Perşembe günüydü. Hakkı Bey, akşamüstü çeteden bir grup arkadaşıyla birlikte Baslıka’da Hacı Hamza’nın yarenliğinde oturuyordu. Yanlarına bir köylü gelir, Antakya’dan gönderildiğini söyleyerek elindeki zarfı uzatır. Hakkı Bey, zarfı açar, içinden çıkan kâğıda sessizce göz gezdirmeye başlar ve okuyup bitirir. O anda birden gözlerinden yaş boşanır. Herkes şaşırır; hep ağırbaşlı, soğukkanlı, dimdik bir insan olarak gördükleri bu adamın böyle sulu sepken ağlayışı, arkadaşlarını meraklandırır. Aynı anda sorular dökülür: “Hayırdır Hakkı Bey, ne var?” “Seni böyle üzen haber nedir?” Mektup, Eylül ayından beri küçük torunuyla beraber Antakya’da hapishanede tutulan anası Sultan Hanım’dan geliyordu. Hakkı Bey, içlerinden birine uzatır. Yüksek sesle okunan mektubu hep birlikte dinlerler. Kağıdın altına mühür yerine basılmış, beş parmağı da çok güzel çıkmış el izi, küçük Abdurrahman’ındır. Herkes sarsılmıştır; çeneler kitlenir, sıkılan yumruklar dizlere vurulur, içlerinden bazıları sessizce ağlamaya başlar. Hakkı Bey, kendini toplar, her zamanki vakur duruşuna bürünür, ateş fışkıran gözlerle arkadaşlarına bakar. Sözlerin üstüne basa basa konuşur: “Arkadaşlar, mektubu dinlediniz. Ben, hemen Antakya’ya inip hapishaneyi basacağım! Ya anamla çocuğumu kurtaracağım ya da orada vurulup şehit olacağım! Sizler, benim fedakâr, kara gün arkadaşlarımsınız. Ne dersiniz?” Anında bir ses yükselir: “Senin anan bizim anamız, senin yavrun bizim yavrumuz. Biz de seninle geliyoruz!..” Bir arkadaş daha kükrer: “Hakkı Bey, Fransız’a baskın yapılacaksa hep birlikte basacağız. Bu, ölüme atılmaksa hep birlikte öleceğiz!” Bir anda heyecan doruğa çıkar. “Evet, hep birlikte!” sesleri yükselir. Herkes coşmuş, “Gidelim, basalım!” diye kükremektedir.
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗