Kitap hakkında
Mardin’in büyülü dağlarında, düş ile gerçeğin kesiştiği bir noktada başlar bu hikâye. Zarin ve Jivan’ın aşkı, sınırların ötesinde, Mezopotamya’nın gizemli topraklarında yeşerir. Onları bekleyen yalnızca sevda değil, aynı zamanda dünyanın acımasızlığıdır. Güzellik, bazen lanete dönüşür; özellikle de ezilenlerin, güçsüzlerin elinde kaldığında. Avcılar, bu nadide kuşun peşine düşer, savunmasız güzelliğe tuzak kurar.
Yıllar geçtikçe Zarin ve Jivan’ın öyküsü masala, efsaneye dönüşür. "Zarin gibi" demek, güzelliğin ta kendisi olur; "Jivan gibi" demekse, aşkın ve bağlılığın simgesi. Bu hikâyeler, zamanın ve mekanın ötesinde, her dönemde yeniden doğar. Belki bir gece, sessizliğin içinde, Nahtore Çiya’nın atının nal seslerini duyarsınız. Ya da dağlardan yankılanan bir bağlama sesi, sizi gizemli bir dünyaya çağırır. Almas, beyaz kısrak, yıllar sonra şaha kalkar; Zarin ise ilk kez sevda türküsünü söylemeye başlar.
Yıllar geçtikçe Zarin ve Jivan’ın öyküsü masala, efsaneye dönüşür. "Zarin gibi" demek, güzelliğin ta kendisi olur; "Jivan gibi" demekse, aşkın ve bağlılığın simgesi. Bu hikâyeler, zamanın ve mekanın ötesinde, her dönemde yeniden doğar. Belki bir gece, sessizliğin içinde, Nahtore Çiya’nın atının nal seslerini duyarsınız. Ya da dağlardan yankılanan bir bağlama sesi, sizi gizemli bir dünyaya çağırır. Almas, beyaz kısrak, yıllar sonra şaha kalkar; Zarin ise ilk kez sevda türküsünü söylemeye başlar.