Kitap hakkında
Zamanın ağırlığı altında ezilen yaralar, çağların akışıyla birlikte kabuk bağlar; sözcükler savrulur, harfler dağılır. Her şey bir imgeye dönüşürken, toz haline gelen anılar eşyanın kıvrımlarına siner. Kırılan nesnelerden geriye yalnızca "şey" kalır; o şeyler bir araya gelip şiire dönüşür. Şiir, ırmağın serin sularına karıştığında toprak susuzluğunu haykırır, çatlar ve içinden bir tohum filizlenir. O tohum, unutuşun ta kendisidir; kabuğunda acının çiçeği açar. Acıdan başka hangi şarap insanı sarhoş eder ki? Mürekkep bir elekten süzülür, sırlar ayıklanır. Yeryüzü sarhoşlarla dolar, şarap içildikçe duman yükselir. Kâğıt alev alır, mürekkep özgürleşir... O mürekkep de unutuştur; yaradan damlar, yaraya mühür olur. Yara, sayfalara dönüşür; artık ağlamak, esirgemek için çok geçtir. Sonra bir rüzgâr eser, mürekkep kurur, sancı diner. Yorgun düşen kalp, boğazda sıkışan bir ahı bırakır geriye. Kıyametten yalnızca o ah kurtulur...