Bir kitap, binlerce ihtimal. Yeni kitapları takip et
PDF KİTAP İNDİRÜtopya'nın KanatlarıAlperen Çağatay Serdaroğlu

Her kapağın ardında yeni bir dünya.

KİTAPLIĞINIZ İÇİN BİR KEŞİF

Ütopya'nın Kanatları PDF Ekitap İndir

Alperen Çağatay Serdaroğlu · Yazar

Yokluk kasabasının, varlık mevkii civarındaydı; sicim gibi yağan yağmuru hissetti. Yağmur, iliklerine kadar işlemişti. İleride göz kırpan birkaç şanslı ışıktan başka karanlıktı her şey. Adımlarını sıklaştırdı Cem. Yer yer yalnız mezarların, yer yer toprağın üz...

Sayfa
160
Kategori
Edebiyat
Yayın tarihi
Belirtilmemiş
Yayınevi
MAVİ AĞAÇ
ISBN
9789759964498
Dil
Türkçe
Format
PDF / EPUB
Edebiyat ↗
İndirme henüz hazır değil

Kitap bilgilerini inceleyebilir, diğer kitapları keşfedebilirsiniz.

Bağlantılar eKitaplığım ana sayfasını yeni sekmede açar.

SAYFALARIN ARASINDA

Kitap hakkında

Yokluk kasabasının, varlık mevkii civarındaydı; sicim gibi yağan yağmuru hissetti. Yağmur, iliklerine kadar işlemişti. İleride göz kırpan birkaç şanslı ışıktan başka karanlıktı her şey. Adımlarını sıklaştırdı Cem. Yer yer yalnız mezarların, yer yer toprağın üzerinde kalmış çeşitli yaratıkların kemiklerine şahit oldu. Sanki yüzyıllar öncesinde kullanılmış ve terk edilmiş bir kasabaydı burası. Sanki ölümsüzlerin ölümlü avatarına büründüğü, son azizlerin ölüme mahkûm edildiği, Petrus’un horozun kaç defa öttüğü noktasına mahal bırakmadan İsa’yı inkâr ettiği, İsa’nın ölüme giderken arkasından çınlayan “Ecce Homo” kelimelerinin anlamsızlaştığı, hakikatin ta kendisi olan bir kasabaydı burası. Hem rahmetin, hem lanetin kucak kucağa yattığı az bulunur bir manaydı burası. Karanlığa rağmen rüzgârın perde perde taşıdığı uğultuları duydu sonra. Engin bir düzlük, düzlüğün ortasında sık dallarıyla duran karaağacın çevresindeki kalabalığı fark etti. Bir şeyler duymak istercesine, bir şeyleri bekliyormuşçasına bir halleri vardı. Bu bekleyiş yüz yıllarca sürse, yine de beklerdi bu yaratılmışlar. Kendilerince inşa etmeyi, kendilerince var olmayı asla beceremediler. Bizim bilmediklerimizi var eden biliyordu elbet. Onlara doğru yaklaşırken bu insanların başka çağlardan kopup geldiklerini fark etti. Shostakovich’in ikinci valsi duyuluyordu derinden. İnsanlar mahşer yerinin provasındaymışçasına çiftler halinde müziğin akışına kendilerini bırakmışlar dans ediyorlardı.
KEŞFETMEYE DEVAM EDİN

Bunlar da ilginizi çekebilir

Kitaplığa dön ↗