Kitap hakkında
Kendi zamanımızın ve zeminimizin çocukluğunu yaşıyorduk. Toprak evlerimizde, kalabalık ailelerimizle tandır ekmeği, otlu peynir, eğer varsa kışın kavurma, turşu, kahvaltılarda kavut yiyerek, haftada bir iki kez sac leğenlerde yıkanarak büyüyorduk. Kendimizi, o bilmediğimiz ülkelerin tanışmadığımız çocukları ile kıyaslayamıyorduk. Herkesle barışık, alçakgönüllü yaşamlarımızı sürüyorduk. Bir kısmımız elektriğe ulaşabilse de bir kısmımız 14 numara gaz lambalarının aydınlattığı odalarda yemeğimizi yiyor, derslerimizi çalışıyor, yer yataklarında yatıyorduk. Mevcut motorlu araç sayısı çok az olduğu için bugünkü kadar çok korna, motor sesi işitmiyorduk ama ara sıra kapımızın önünden geçen faytonlardan, at arabalarından çevreye yayılan nal seslerine, kırbaç seslerine aşinaydık. Zaman farklıydı, insanlar farklıydı, meslekler, komşuluklar, insana ve eşyaya bakışlar farklıydı. İnternet, akıllı telefonlar, çeşit çeşit taşıtlar, her gün sefer yapan uçaklar yoktu. Şoförler, kaptan pilotlar az, faytoncular, at arabacılar çoktu.