Kitap hakkında
Kapitalizmin ezberleri arasında en sarsılmaz olanı, "emeği olmayan ekmeği hak etmez" söylemi değil mi? Oysa işsizlik bir tercih değil, çoğu zaman hayatın acımasız bir gerçeği. Yaşlılık, hastalık, ekonomik krizler ya da sistemin adaletsizliği... Çalışamayanların, çalışmayanların kaderi gerçekten açlık mı olmalı? Toplumun, en savunmasız bireylerine karşı sorumluluğu yok mu? Yüzyıllardır Thomas More’dan Bertrand Russell’a kadar pek çok düşünür, bu sorular etrafında kapitalizmin ahlaki sınırlarını sorguladı. Temel gelir ya da vatandaşlık geliri fikri de tam burada devreye giriyor: Her bireye, sadece insan olduğu için tanınan, koşulsuz bir asgari yaşam hakkı. Neoliberalizmin "verimsiz" addediği hayatları değersizleştirmesi de, refah devletinin bürokratik şartları da bu tartışmanın dışında kalamaz. Bu kitap, emeğin kutsandığı bir dünyada "çalış(a)mayan"ın varoluşunu yeniden düşünmeye çağırıyor.