Kitap hakkında
Attila, Hun Hakanı Muncuk’un oğlu olarak on dört yaşında, bir rehine sıfatıyla Roma’ya adım attığında, imparatorluğun soğuk nefesini ensesinde hissetmeye başlar. Henüz çocukken tanık olduğu o görkemli ama çürümüş dünya, gözlerinin önünde Vizigotların alevleriyle paramparça olur. Bir yıl sonra Tuna kıyılarına dönen Attila, göçebe yaşamın özgürlüğünü ve Roma’nın yozlaşmış düzenini bir daha asla unutmaz. Yıllar sonra Hun tahtına oturduğunda, gençlik yıllarında öğrendiği stratejileri ustaca kullanır: Roma’nın zayıf noktalarını bilir, ittifaklarını kendi lehine çevirir. Ne var ki, bu bilgi onu hem imparatorluğun en değerli müttefiki hem de en büyük tehdidi haline getirir. Attila’nın hikâyesi, iktidarın, ihanetin ve özgürlüğün kesiştiği bir dönemin çarpıcı anlatısıdır.